Önceki iki yazımızda açıklamaya çalıştığımız köy kalkınmasının sağlanması hususlarında köyde oturanların veya o köyden olup ta başka yerlerde oturanların neler yapabilecekleri hususlarında görüşlerimizi belirtmeye devam edelim.
Özellikle genç kardeşlerimizin girişimci ve girişimcilik üzerine cesur olduklarını görmek bizleri mutlu ediyor.Denizli’nin bir ilçesi,hem de çok fakir bir yeri şimdi dünyaya alabalık ihraç ediyormuş.
Köyümüze bu tür işletmelerin kurulması hususunda gençlerimizden girişim bekliyoruz.Bizim köye gelen yabancılara köyümüzü nasıl buluyorsun diye sorduğumuzda şehre benziyor cevabını alıyoruz.Ancak köyde ihtiyacımız olan bir şeyi almak için Kozlu’ya gidiyoruz dediğimizde hayret ediyor.Gençlerimiz de işsiz geziyor.Ben 1978 yılında Kayseri İli Sarıoğlan ilçesinde din görevlisi olarak çalıştım.Oralara bakıldığında bizim köylerimizde olmayan imkan yok.Önemli olan imkanları,potansiyeli keşfedip harekete geçirmektir.Bizde profesyonel anlamda söylüyorum hayvancılıktan,meyvecilikten, tarım işlerinden ,ticari faaliyetlere kadar yapılmayacak iş yoktur.Öğrencilik yıllarımda dini bayram günlerinde sattığım helvadan okul harçlığımı çıkarıyordum.Yine üniversitede öğrenciyken de kitap satarak harçlıklarımın çok önemli bir kısmını sağlamışımdır.
Doğrusu ekonomik imkanlarımız veya iş durumu nedeniyle zamanım elverse kafamda yapacak işler yok değil.Köyde üretime yönelik yapacak iş çok.Ancak pazarlama sistemi kurmak hepsinden daha önemli.Çünkü ürettiğimizi dışarıda değerlendirmeliyiz.Ancak öyle kazanabiliriz.Mesela mantar üretimi gibi.Büyük bir besi çiftliği gibi…Sadece bir alanda meyve üretimi v.s gibi.Bütün bu işlerin bilimsel yöntemlerle yapılması gerekir.Zonguldak ilimizin birçok bölgesinde bu işlere başlandı.İl dışında düzenlenen seminerlere gidiliyor.Artık amatörce işlerin yürümediği belli.
Mc. Donald bir çiftçi çocuğu .Amerikada kurduğu küçük işletmeler bugün dünyanın markası haline gelmiş.Gördüğüm kadarı ile köyümüzde arıcılık yapan kardeşlerimiz var.Bir türlü işi tam öğrenip yapamıyorlar.Yani işe dört elle sarılmıyorlar.Fırın açılmış,kapanmış.Biraz ciddiyet,biraz da inanç ve azim gerekiyor.Adam Trabzondan,Rizeden gelmiş.Bir maden işletmesi çalıştırıyor.Gidip inceleyin.Sabrına,azmine,gayretine hayran kalmamak elde değil.Bizim çocuklarımız da oralarda iş bulabilmek için torpil arıyorlar.O insanlar da bizimkilerin sırtından zengin olup,krallar gibi yaşıyorlar.Biz ise bir ömür sürünmeye devam.Çarşıya giderken çatak ile ılıksu arasında ocaklar işletiliyor.Patronlar yabancı işçiler bizim çocuklar.
Önce zihniyet değişecek.Kölelik zincirlerini kıracak zihniyet.Bizim köyden çarşıya patika yollardan gidildiği yıllarda ben ilkokul öğrencisiydim.Öğretmen bana sordu.Büyüyünce ne olacaksın diye.Ben hiç tereddütsüz hakim olacağım demiştim.Yine o yıllarda bizim köyümüzün fahri cami görevlisi Abdullah çavuş vardı.Dikkatinizi çekerim.köye ulaşım olmadığı halde günlük gazeteye abone idi.
Aradan 35-40 sene geçti dünyamızda insanlığın gelişmesi adına çok büyük adımlar atıldı.Adamın evinin önünde çeşmesi boşuna akıp gidiyor.Taze fasulyeyi çarşıdan veya evinin önüne gelen yabancı bir sebzeciden alıyor.Daha ne söyleyelim.sonra da geçim sıkıntısından dert yanıyor.Şu anda oturmakta olduğum yerde en az yedi çeşit sebze ürettim.taşların kayaların arasında.Keşke zamanım müsait olsa köydekilere imkanların insanları nerelere götürdüğünü gösterebilsem.Su,toprak,hava müsait.Daha ne olsun.Yine basit bir örnek vereyim İstanbul’da üniversitede okurken atların ayağına çakılan mıh getirir,onunla yol parasını temin ediyordum.Zonguldak piyasasının da çok çok altında veriyordum.
Özellikle yaz ayları için köye gelen herkes köyde aradığını bulabilmeli.O zaman köyümüz şehir görünümü alacak ve her geçen gün cazip hale gelecektir.Köyümüzde halen bulunduğu yerin imkanlarını kullanarak geçinmeye çalışan gençlerimiz var.kendilerini buradan tebrik ediyorum.Gelecek günlerde buluşmak dileği ile…………